Yaşamaya bir nefes ile başladık. Belki o an aldığımız bu nefesin bilincinde olsak çevreye anne gözüyle bakardık. Öyle ya, yaşayabilmemiz için hiçbir karşılık beklemeden bize temiz havayı sunan bir varlık, olsa olsa bizi kendi çocuğu gibi seviyor olmalıydı.
Aradan yıllar geçer, artık 5-6 yaşlarında bir çocuk olmuşuzdur. Bilincimiz yerine geldiğinde anne yerine koyabileceğimiz bu varlığın aslında herkese annelik yaptığını farkederiz. Halbuki yanıbaşımızda kendi özel annemiz vardır, ve sadece bize bu kadar fazla ilgi göstermektedir. Arkadaşlarımıza bakarız; onların anneleri de aynı davranıyordur. O halde bize nefes almayı sağlayan varlık anne kavramına uymuyordur.
Çevre adını verdiğimiz bu varlık, annemiz değildir. İhtiyacımız olan nefes alma imkanını bize karşılıksız sağlamamaktadır. O halde bizden istediği nedir? İstediğiyle ne yapmayı planlamaktadır? Menfaati nedir?
Bu sorular, günümüzün bencilleşen beyinlerinde geçmesi olası olan, fakat bu türlerinin bile geçmediği sorulardır. Bir insan olarak bu dünyaya geldiğimizde zamanla bireyselleşmeye, ardından da parçası olduğumuz dünyadan yavaş yavaş kopmaya başlarız. Tekil şahısa dönüştüğümüzde ise tekil düşünmeye başlarız. Bir yandan birey haline dönüşürken, diğer yandan okullar, vb. oluşumlar tarafından bir toplum haline dönüştürülmeye çalışırız.
Geçirmekte olduğumuz değişime şöyle bir bakacak olursak; dünya ile bir doğarız, ardından birey oluruz. Ardından da topluma dahil olup tekrar bir çoğul birleşme çabasına gireriz. Fakat bu sefer, bu grubun içerisinde çevre faktörünün bulunmamasına çabalarız, ya da önemsiz bir rol veririz çevreye.
Çünkü çevre bizim hamalımızdır, biz istesek de istemesek de önümüzde akıp giden sınırsız bir hayrattır çevre. Çoğu zaman farkında olmasak da, çevreye biçtiğimiz değer budur. Çöpleri çöp kutusuna atmamız bir lütuftur. Kağıt poşet yerine plastik poşet kullansak ne değişir ki? Musluğumu kullanmadığım zaman bile açık bıraksam, kocaman dünyada benim yüzümden çevre mi yok olur?
İşte binlerce yıldır beyinlerimize yerleşmiş bu zihniyet, milyonlarca yıl yaşamış çevre adlı varlığı birkaç bin yılda öldürmeyi becermemize sebep olacaktır.

Bunun önüne geçmenin tek yolu ise, çevreyi bir birey olarak değil, parçamız olarak görmektir. Çevre, bize bu nefes alma imkanını bir tek karşılık bekleyerek sunar; kendisine zarar vermemek. Kaldı ki bu arzusunun da amacı bize bu imkanı sağlamaktır.
O halde, nasıl çevre bize yaşama imkanı sunmak için yaşamak istiyorsa, bizler de yaşamak için çevreye yaşama imkanını vermeliyiz.
Nasıl mı? En basitinden geçtiğimiz günlerde karşılaştığım bir örnek vereyim;
Doğa ve müzik kelimelerini bir araya getirdiğimde aklıma artık sadece psychedelic trance geliyor. Mevcut neslin hippileri kabul ettiğim bu grubun en büyük aşkı, çevreyle bir araya gelip dansetmek. Geçtiğimiz günlerde Kartal Gölü‘nde yapılan bir parti sonrası geçen olayı aynen aktarıyorum;
Arkadaşlar,
Kartal Gölünde yaptığımız “ Peak of Enlightenment “ Partisinden iki hafta sonra Kartal gölüne kamp yapmaya gittiğimde karşılaştığım manzara bu idi.Bir araya topladığımız çöpler, aşşağıya indirmediğimizden ve daha sonra oraya gelen çobanların çöpleri karıştırıp yakmaya çalışmasından dolayı bütün çöpler her yere dağılmıştı.
Bu durum beni derinden etkilediği için camiaya vaziyeti anlatan bir mail attım ve Kartal gölünü kurtarma seferberliği ilan ettim….Sağolsunlar, 4 gönüllü arkadaş ve ben geçen salı günü, Çöp toplamaya hazırlıklı olarak Kartal gölüne çıktık ve sıkı bir çalışma ile iki üç saat içinde her yeri gıcır gıcır yaptık. Dereleri temizledik bütün bira ve konserve tenekelerini topladık ve paketledik ve bütün çöpleri aşağıya indirdik.
Bu vesile ile Kartal gölü çobanı Durali Dayıyı ve hanımınıda ziyaret etmiş olduk.Bu durum eğer birşeyler yapılmazsa çöp olayının nekadar büyük bir problem olabileceğini kanıtlamıştır..
Çöpleri bir araya toplamak problemi çözmüyor… mutlaka medeniyet olan bir yere indirmek ve oradaki çöp sistemine dahil etmek gerkiyor.
Birkaç gönüllünün hepimizin çöpünü toplamasıda doğru değil, bence herkes kendi çöpünün sorumluluğunu alacak bir sisteme geçmemiz gerekiyor…
Bu doğrultuda benim aklıma bir kaç önlem geliyor…
Mesela daha az çöp üretmek gibi, çöp nekadar az olursa aşağıya indirmeside o kadar kolay olacaktır mesela kullan-at türü ürünler kullanmamak,yerine yıkanınca yeniden kullanabileceğimiz ürünler tercih etmek ..vb gibi
Önerilerinizi sabırsızlıkla beklemekteyim…….
Bahsi geçen mevzuyu bu şekilde göz önüne alınca suçlanacak grubun partiyi yapacak ekip olduğunu düşünebilirsiniz. Bu konuda ise partiyi düzenleyen arkadaşlardan birinin şu cümlesi göze batıyor;
şu ana kadar yaptığımız hiç bir parti alanında çöp kalmadı önceden kendi imkanlarımızla çöp işini çözüyoduk ilk defa bu partide belediyenin ogeday arkadaşımızın para bile teklif etmesine rağmen ‘‘bu bizim görevimiz para vermenize gerek yok çöpleri biz indircez ‘’ demelerine rağmen çöpler temizlenmedi. o yüzden ilk defa böyle bir şey yaşadık .ayrıca çöpler partiden sonra toplanıp poşetlenip bir yere toplanmıştı .sonradan dağıtıldı.ben partiye gelen insanların çöp olayına dikkat ettiğine inanıorum sadece bundan sonra dikkat etmemiz gereken en önemli şey mümkün olduğu kadar az çöp çıkarmak.
Yani çevreyi korumaktan sorumlu kendi devletimizin belediyesi bile bu önemli görevi boşluyorsa, yapılması, düzeltilmesi gereken çok şey var demektir. Evet, çok şey var belki ama; düzeltilmesi gereken ilk şey düşünce yapımız
Bu değişikliği sağlamanın ilk şartı ise çevreyle bir hale gelmek. Çevreyi tanımaya, sevmeye çalışmak. Zaten insan sevdiği şeyi tanımaya çalışmaz mı?
Şimdi açın pencerenizi ve derin bir nefes alın! Aldığınız nefesten memnun musunuz? Değilseniz sebebini, memnun iseniz de o kaliteli havayı solumak için nelerin gerektiğini araştırın.

Bu yazı Blog Action Day şerefine yazılmıştır.
Yorumlar
Yeni yorum ekle