
Bir yıl kadar önce tüm blogglerların dahil olması gereken bir oluşumdan bahsetmiştim. İşte o gün yine geldi!
Bu büyük eylem gününün bu yılki konusu: Fakirlik
15 Ekim 2008 tarihinde gerçekleşecek bu büyük etkinlik için hazırlıklara şimdiden başlamanızı tavsiye ediyorum.
Mollom, Dries Buytaert adlı şu anda okuduğunuz web sitesinin arabirimi olan Drupal‘ın yaratıcısı tarafından oluşturulmuş yeni bir web servisidir.
Bu servisin amacı, daha önceden örneklerini gördüğümüz Akismet gibi, reklam(spam) içerikleri engellemek. Fakat kendisini bu tip servislerden ayıran en büyük özelliği; asıl amacının kaliteli içerik yaratmak olması. “Kaliteli içerik” tanımını ise şu şekilde özetleyebiliriz;
Müstehcen, konu ile ilgisiz, saldırgan, saygısız olmayan içerik
Sitelerinin ana sayfasında gösterilen istatistiklere bakıldığında;
Mollom şu yazı girildiği anda 207 adet web sitesini %99.94 verimlilikle reklamdan koruyor. Toplamda 406,801, bugün ise 16,227 reklam mesajı yakalanmış. Ortalama olarak mesajların %70‘i reklam mesajı imiş.
Zaman zaman kafamdan bazen özdeyişe benzeyen cümleler çıkıyor. E madem çıkıyor, bunları paylaşmakta fayda var. Belki ileride meşhur olurlar (ki bir tanesi çevremde kullanılmaya başlanıyor yavaştan). En azından meşhur olduklarında belki beni de meşhur ederler :)
Yazıların tamamına soldaki menüden, yahut buradan ulaşabilirsiniz.
Yaşamaya bir nefes ile başladık. Belki o an aldığımız bu nefesin bilincinde olsak çevreye anne gözüyle bakardık. Öyle ya, yaşayabilmemiz için hiçbir karşılık beklemeden bize temiz havayı sunan bir varlık, olsa olsa bizi kendi çocuğu gibi seviyor olmalıydı.
Aradan yıllar geçer, artık 5-6 yaşlarında bir çocuk olmuşuzdur. Bilincimiz yerine geldiğinde anne yerine koyabileceğimiz bu varlığın aslında herkese annelik yaptığını farkederiz. Halbuki yanıbaşımızda kendi özel annemiz vardır, ve sadece bize bu kadar fazla ilgi göstermektedir. Arkadaşlarımıza bakarız; onların anneleri de aynı davranıyordur. O halde bize nefes almayı sağlayan varlık anne kavramına uymuyordur.
Çevre adını verdiğimiz bu varlık, annemiz değildir. İhtiyacımız olan nefes alma imkanını bize karşılıksız sağlamamaktadır. O halde bizden istediği nedir? İstediğiyle ne yapmayı planlamaktadır? Menfaati nedir?
Yaklaşık bir buçuk ay kadar önce tüm bloggerları, daha doğrusu tüm insanlığı ilgilendiren bir oluşumdan bahsetmiştim.
Kısaca özetlemek gerekir ise Blog Action Day, tüm bloggerların o yıl belirlenen bir günde belirlenen bir konuyu kendi içerik çeşitleriyle de ilişkilendirerek birer yazı yazmalarını amaçlayan bir oluşumdur. Bu oluşumun ilk eyleminin meyvesi önümüzdeki pazartesi günü ortaya çıkacak.
Şu anki verilere göre bu oluşuma katılan site sayısı 12 bini, hedef kitle ise 11 milyonu geçmiş bulunuyor. Bu 12 bin sitenin arasında, dünyaca ünlü blog ve topluluk siteleri de bulunuyor. Bunların birkaçı şu şekilde;
Arşivi yaparken genelde hep IMDB puanlarını baz almıştım. Artık biraz daha derli toplu gitmenin vakti geldi.
Bundan sonra izleyeceğim filmler, çoğunlukla hazırladığım listeden olacaklar. Liste IMDB ilk 250 de bulunanlar, Oscar, Altın Küre ve Altın Palmiye ödüllerini alan filmlerin bir karışımından oluşuyor. Ayrıca listeden daha önce arşivimde bulunanları da sildim. Bazı filmlerin yoksunluğu gözünüze ilişebilir.
Arşivi yaparken genelde hep IMDB puanlarını baz almıştım.
Üçüncü sezonunun ilk bölümü geçtiğimiz pazartesi günü Amerika’da yayınlanan Prison Break’in bu sezonu Panama’da bulunan Sona adlı hapishanede geçecek gibi görünüyor.
İkinci sezonun birbirine düşman dört karakterinin kapatıldığı hapishanenin en büyük özelliği gardiyanlarının bulunmaması. Zira Sona için kısaca “Panama hükümetinin mahkum çöplüğü” diyebiliriz. Birkaç yıl önce gerçekleşmiş isyandan sonra ne Panama hükümeti içeri girebiliyor. Ne de suçlular dışarı çıkabiliyor. Haliyle oraya giren suçlular için bunun anlamı “tek yönlü bilet” demek.